Salavât-ı Kübrâ Tercüme ve Şerhi

Salavât-ı Kübrâ Tercüme ve Şerhi (002110)

İndirim Oranı : %30 İndirim
Fiyat : €19,03(KDV Dahil)
İndirimli : €13,32(KDV Dahil)

Salavât-ı Kübrâ Tercüme ve Şerhi

Ürün Özellikleri :

Yayınevi : Çelik Yayınevi
Kapak Kalitesi : Kalın Kapak
Sayfa Kalitesi : Şamua Kağıt
Sayfa Sayısı :437
Ebat : 15.5 x 22.5 cm
Ağırlık : 630 gr

TAKRİZ

Delâil-i Abdülkâdir Geylânî isimli bu kitap, Hz. Muhammed Efendimizin ve O’nunla vücut bulan Kur’ân-ı Hakîm’in âlemşümul değerini ortaya koyma bakımından takdire şâyandır. Üstad Abdülkâdir Geylânî Hazretleri Delâil’i yazarak, Süleyman Hasbî Efendi de âyet ve hadislerle tercüme ve şerh ederek, Nûr-u Muhammedi’nin anla ve not;şılmasına, hikmetli açıklamalarıyla da toplumumuzun gönül dünyasına yeni bir ışık tutacağını düşünüyorum.
Geylânî Hazretleri, bir şiirinde "Zaman bizi geriye atmış olsa da biz önümüze geçmiş olanlardan öndeyiz" demektedir. Bu süreç, bütün düşünenler ve akledenler için geçerli olsa gerek. Bir Hadîs-i şerifte, " ve Acirc;dem suyla toprak arasındayken ben Nebi idim" buyurulmaktadır. Ve önce "Hz. Muhammed’in nuru yaratılmıştır" Hadisi şerifi’ni; Allah’ın "Yerin ve göğün nurudur" âyetiyle bağlantı kurarak, anlamaya çalışırsak, Mutlak Nûr’un Rahman ve Rahîmiyet tecellîsinin, insanlık âlemindeki tezahürünün ismi; Nûr-u Muhammedi’dir. Bu Nûr-u Muhammedi hayatın dengeli ve kemâl üzere var olup devam etmesini sağlar. İş böyle olunca, Onun şefâatine olan ihtiyacımız kaçınılmaz olur. O Nûr-u Muhammed ki, Hz. Nuh’u tufanda selâmete çıkaran, Hz. Musâ’da kelîmullaha dönüşen, Hz. İsâ’da ölü kalpleri dirilten hikmetli zuhurlara neden olmuştur.
Delâil-i Abdülkâdir Geylânî’yi günümüz Türkçesine kazandıran Sayın Ahmet Coşkun Beyefendi’nin bu çalışmasının bir başlangıç olduğunu düşünerek tebrik eder ve tasavvuf dünyasının diğer yıldız isimlerinin eserlerini de çağımıza uygun bir anlayışla kaleme alması hususunda göstereceği hizmet ve gayreti umutla beklediğimizi arze- derim.
Niyazi Batin Emekli Milli Eğitim Şube Müdürü


TERCÜME HAKKINDA
Delâil-i Abdulkâdir Geylânî, ağırlığı ve derinliği çok fazla olan bir kitap. Bütün cepheleriyle bakıldığında, bu anlaşılmaktadır. Abdulkâdir Geylânî Hazretleri vefat ettiğinde sene 1165 idi. Delâil bu tarihte yazılsa dahi 1888 yılına kadar Türkçesi olmadığı için, Türkçe konuşup Arapça bilmeyen Türkler tarafından okunâmamıştır. Yâni 723 sene bu kitap sadece Arapça bilenler tarafından okunup yorum ve not;lanmıştır. II. Abdülhamid Han’ın isteği ile Türkçe’ye şerh ve tercüme edilen Delâil’in Tercümesi, 1888 yılında devlet matbaasında basılarak Türkçe bilen insanlara ulaştırılmıştır. O yıldan sonra bir daha ne Türkçesi ne de Arapçası basılmamıştır. Allah’ın lütfü ve keremiyle bugünkü anlayacağımız Türk Diliyle basılması 850 sene sonra bizlere nasip oldu.
Kitap 1888’de Arapça, Farsça, Urduca, Fransızca bilen Osmanlı Türkçe’sine hâkim Süleyman Hasbi Efendi tarafından kazandırıldı. Bugünkü Türkçemize ise araştırmacı-yazar Osmanlıca öğretmeni Ahmet Coşkun Hocamız tarafından kazandırıldı. Süleyman Hasbi Efendi’nin çok kısa hayat hikâyesine Meydan Larousse’da rastladık. Bu bizi tat ve not;min etmedi, hatta bir gün kitap hakkında sohbet ve görüş alışverişinde bulunurken, Çaykaralı iş adamlarımızdan Celal Coşkun; "Kardeşim kim bu Süleyman Hasbi Efendi? Bu zat-ı muhteremin kim ol ve not;duğu neden bilinmiyor? Böyle bir kitabı Türkçemize âyet ve hadislerle yorumlayarak kazandıran bu kişinin kim olduğunu nasıl bilmiyoruz!.." deyince, biz de bu işi arkeolog-araştırmacı Galip Kapusuz’un yardımıyla çözdük.
Süleyman Hasbi Efendi’nin kısa da olsa hayat hikayesinden bazı kesitleri, ölüm tarihini ve eserlerini tespit ettik. Eserimize de koyduk. Bu araştırmada şunu anladık ki, eser üreten, emek çeken insanların kısa hayat tarihçeleri ürettikleri ürünlerde bulunmalı. Bu zengin ve not;lik çağlara taşınmalı. Çünkü her usta ve eseri, yaşadığı çağının bir
parçasıdır. Ahmet Coşkun hocamızın hasbî ve mütevazi davranışına rağmen hayatından kısa kesitleri de şu şekilde tespit ettik;
1951’de Kangal-Alacahan’da doğdu. Diyanette görev aldı, 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi Bölümü’nden mezun oldu. 1991’de Bulgaristan’da Şumnu vilayetinde İmam-Hatip Lisesi’nde Arapça ve meslek dersleri öğretmeni ve idareci olarak, 1995’te Nahçıvan’daki İmam Hatip okulunda Arapça öğretmenliği, 1995-1998 Mahaçkale’de Abidin Topbaş ve ailesinin yaptırdığı Yusuf Bey (Merkez) Camii’nin açılışını gerçekleştirip iki yıl da görev yapmıştır.
Litvanya’dan dönükten sonra Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde Osmanlıca öğretmenliğine başladı. Nasıl başladığını kendisinden dinleyelim; "2001-2002 yılında Dünya Türk ve Müslüman Toplulukları Konferansı’nda Litvanya Tatarları Temsilcisi Adamos (Adem) Gasanovic ile tanıştık. Israrla benden, kendilerine yardım edip Litvanya’da devletin kendilerine verdiği 18 dönümlük arazı üzerine okul, yurt, otel, kütüphane ve cami yapmamızı istedi. Meğer Dağıstan Müftüsü Ahmet Hacı beni göstererek; "Adem Efendi, senin işini yapsa yapsa bizim kadımız yapar" demiş ve Adem beyi bana yönlendirmiş. Adamcağızın bana olan teveccühüne ve ısrarına karşı, ne yapacağımı şaşırdım. "Bu işi kime söyleyeyim, kim nasıl yapar, bu kadar akça nereden bulunur" diye düşünürken aklıma Hacı Hafız Mustafa Çıtlak Ağabeyimiz geldi. Hemen telefon ettim. "Konferans bitince misafiri al buraya getir" dedi. Adem beyi alıp götürdüm, Hacı Mustafa ile Adem bey sarıldılar. İkisinin de gözleri doldu...
İkramdan sonra okul, cami, yurt, otel, kütüphane işini konuşmaya başladılar. Hacı Mustafa; "Litvanya’ya geleceğini ve arâzıde pürüz çıkmazsa bu külliyeyi oradaki Türklere ve Müslümanlara kazandıracağını söyledi. İki ay sonra Litvanya’daydık. Adamos bizi evine yemeğe davet etti. Misafir olduk. Türkiye’den başka misafirler de vardı. Sohbet Türkiye’den ve Osmanlı’dan açılınca; Adamos bir kucak Osmanlıca, elle yazılmış ve matbu olarak basılmış kitaplarla odaya girdi. "Bunlar Türkçe, bunlardan çok şey öğrendik"
dedi. Misafirlerden Osmanlıca bilmeyen biri Adamos’a "Bu kitapları İstanbul’dan ne zaman getirdiniz?" diye sordu. Adamos tebessümle, ama gözlerinin içi ağlayarak; "Bunları ben getirmedim, bu kitapları dedelerimiz ve onların dedeleri getirmişler. Eskiden İstanbul; ilmin, bilimin, fennin, tıbbın ve bütün güçlerin merkezi imiş. Atalarımız İstanbul’a gider, ilim, bilim, tıp, fen ne lâzımsa öğrenirler; gelirken de bu kitapları alır gelirlermiş. Son 150 senedir gençleri ve not;miz, artık Amerika’ya, İngiltere’ye, Fransa’ya, Rusya’ya gidiyorlar. İstanbul’a turistik gezi yapmaya geliyorlar" diye içli ve üzüntülü bir konuşma yaptı. 78 yaşında bir Litvanya’lının bu hali bizi çok etkiledi.
O günlerde, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Müdiresi Serpil Güleçyüz Hanımefendi’yi ziyaret ettim. (Allah Serpil Güleçyüz Hanımefendi’nin tüm ecdadına rahmet eylesin kendisine sağlıklı ve selâmetli ömür versin.) Görüşmemiz esnasında "Hocam anlat, ne var ne yok?" dediler. Ben de; Litvanya’daki yaşadığımız olayı anlattım. Başöğretmen Serpil Hanım çok duygulandı "İlmin, bilimin, tıbbın beşiği, dünyanın incisi, dünyaya ışık saçan İstanbul..." dedi ve biraz durakladıktan sonra; "Hocam, Osmanlıca kursu aça ve not;lım, geçmişimizi, insanlarımızın asıl kaynaklarından öğrenmelerine yardımcı olalım" diyerek kursu yapıp yapamayacağımı söyleyince, ben de yapabileceğimi söyledim. Kurs açıldı. O günden sonra her sene temel ve tekâmül grupları olarak Osmanlıca kursu devam etmektedir.
Ahmet Coşkun hocamızın hayatından, İstanbul’la ilgili kısa bir kesit, bizi de duygulandırdı. Delâil’in sadeleştirilmesi Ahmet Hocamıza nasip oldu. Akıcı üslubu, Osmanlıca’ya hâkimiyeti ve daha da önemlisi mânâya hâkimiyeti bizler için de bir şans. Uzun ömürle devamını temenni ederiz.
El hasıl; Delâil-i Abdulkadir Geylânî’yi yayınlamayı bize nasip ettiği için, Allah’a sonsuz hamd ve senâlar eder, "Salavât-ı Kübrâ" sahibinin himmetine, Resulullah’ın şefâatine, nâil olmayı ümit ederiz.
Yayıncı

İÇİNDEKİLER
Takriz 3
Tercüme Hakkında 5
Süleyman Hasbî Efendi 8
Dibace (Kitap Hakkında Bilgi) 11
BİRİNCİ BÖLÜM
Delâili’nin Tercüme ve Şerhi 17
Hz. Muhammed’in İsm-i Şerifleri 22
Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Güzelliği 25
En Evvel Yaratılan Hz. Muhammed’in Nûru 28
Ahir Zaman Peygamberinin Babası Hz. Abdullah 31
Hz. Abdullah’ın Evlenmesi 31
Azîm ve Alîm Olan Allah’ın Takdiri 32
Abdulmuttâlib’in Abdullah’ı Evlendirme Hazırlıkları 33
Hz. Abdullah’ın Leyle-i Zifafı 34
Hz. Muhammed’in Nûrunun Hz. Muhammed’de Karar Kılması 34
Hz. Muhammed’in Rûhu ve Allah’a İmanı 35
İsm-i ve Acirc;zam 38
Hz. İbrahim’e ve Hz. Muhammed’e Getirilen Salât 40
Peygamberlerin Vahiy Aldıkları Andaki Durumları 43
Hz. Muhammed’in Lafz-ı Şerifi’nin Mânâsı 44
Hz. Muhammed Makam-ı Mahmud’un Sahibidir 46
Hz. Muhammed’e Akraba Olmak İçin 47
Hz. Muhammed Okur-Yazar Değildir 49
Nebî ve Resûl Kelimelerinin Mânâsı 51
Okumayı-Yazmayı Bilmeyenin Târifi 53
Allah-û Tealâ Tarafından Öğretilip Terbiye Edilen Hz. Muhammed 54
Bütün Enbiya’nın İncisi ve Eşrefi 56
Hayırlı Ümmet, Seçilmiş Ümmet 57
Geylânî’nin Duasından Bir Parça 58
Hz. Musa’nın Şeriatından Örnekler 60
Bin Gün Yazılan Sevap 61
Kısa Bir Münacât 61
Yedi Kat Göklerin İzahı 62
Arş-ı ve Acirc;lâ 66
Her şeyin Sahibi Allah 68
Senden ve Acirc;lî Hiçbir şey Yoktur 69
Ey Kendisinden Yardım Beklenen 71
ve Acirc;cizliğini ve Kusurlarını İtiraf Et 74
İhlâs-ı Şerif 75
Göz Değmesine Mâni Olmak İçin 77
Abdullah İsm-i Şerifi 80
Râzı Oldun mu Yâ Muhammedi 87
Makam-ı Mahmud 92
Hz. Muhammed Yüce Allah’ın Işık ve Ziyâsıdır 94
Rahman İsminin Sırrı 96
Yâsin-i Şerifin Kalbe Benzetilmesi 99
Her Derde Şifâ Olan Yâsîn 100
Kötü Amel Çığırtıp Feryat Ettirir 102
Bütün Peygamberlerin Sırları Allah’ın Takdiridir 102
Velilerin Kerametleri Nasıl Olur 104
Peki Velî Kimdir? 105
Selâmün Aleyküm Ne Demektir 106
Hz. Muhammed Okur Yazar Değildi 109
Taife-i Arabm Şerefi Hz. Muhammed 110
Hz. Muhammed (s.a.v.) Neyin Sahibi Değil ki 112
Hz. Muhammed’in Ümmeti Üstün Zekâlıdır 119
Hüsrev ile Şirin’in Acı Sonu 126
Haccın Yapılışı ve Menasiki 127
Peygamberimizi Dizi Üstü Çökertti 133
ve Acirc;lemin En Kutsalı 135
Hz. Muhammed’in Hac İçin Tembih ve Öğütleri 138
Hz. Muhammed Minberin, Mihrabın, Kıblenin Sahibidir 140
Hz. Muhammed İçin Siz de Bir Çardak Yapın 143
Hz. Muhammed Makam-ı Mahmud’un Sahibidir 145
Mevrûd Havuzu 145
Allah İçin Secde, Ümmet İçin Şefâat 146
En uzun, En geniş, En yüksek Sancağın Sahibi 148
İhlâs-ı Şerif ve Fazileti 150
Ya Rabbi! Öyle Salât Eyle, Öyle Salât Eyle ki 151
Ebû Süleyman Darânî’den Dua Hakkında 154
Salât-ı Münciye’nin Fazileti 156
Ya Rabbi! Ben Kulun Senden Şunu İstiyorum 157
Hz. Muhammed’in Erkek Evlatları 160
Hz. Muhammed’in Kız Evlatları 160
Hz. Muhammed’in Zevceleri 163
Hz. Muhammed’in Hanımları Bütün Müslümanların Anneleridir 163
Ehl-i Beyt Kimlerdir 164
Destan Yazan Ensâr-ı Güzin 168
Hz. Muhammed’in Muhafızları 170
Yere Tut Dedi, Yer Tuttu 176
Kâinatın Seyyidi Hz. Muhammed’dir 178
Bütün Fatihlerin Rûhunda Hz. Muhammed vardır 182
Levh-i Mahfuz'da Yazılı Olanlar 184
Bütün Halkın En Süslüsü, En Ziynetlisi, En Nâzenini 187
Hz. Muhammed’in İsm-i Şerifleri 190
Kıyamet Gününün Süsleyicisi Süsü ve Zinetidir 191
Hz. Muhammed Hayat ve Acirc;leminin Pârlak ve Aydınlık Güneşidir. 193
Hz. Muhammed, Musa’nın Aklının Sahibidir 198
Felek-i A’zam, Felek-i Eflâk 199
Davut Aleyhisselâm’ın Aydınlığa Kavuşması 200
Dehr 202
Başlangıcından Sonuna Her şey Ona ve Acirc;it 204
Peygamberlerin Aynası Hz. Muhammed’dir 206
Nûr-u Muhammed’den Gelen Mu’cize ve Kerâmetler 207
İKİNCİ BÖLÜM
Yerin ve Göğün Nûru Allah’dır 209
İmandaki İncelik 252
Hz. Muhammed İhsanının Nazargâhı ve Tecelligâhıdır 255
İlk Nûr’un Görülüp Keşfedildiği Mahal 259
Bütün Sırların ve Cömertliğin Kaynağı Hz. Muhammed’dir 261
İlimlerin Nûrlarını Bizlere Bildir 269
Sırların Güneşi ve Işığıdır 274
Hz. Muhammed Senin Vücuduna Delâlet eder 276
Hz. Muhammed İçin Bütün Peygamberlerden Söz Aldın 278
Üç Surette Söz Vermiştir 280
Gül Yüzlü Sevgiline Yardım ve İhsan Eyle 282
Kasîde-i Bürde’den 283
Büyük Şefâatın Sahibi Hz. Muhammed 287
Cennet’te Çok Büyük Makamların Sahibidir 294
Kâbe Kavseyn’in Sahibidir 296
Bizden Râzı Ol Yâ Rabb! 300
Şeytan’dan Sana İltica Eyleriz 303
Zayıfların Yardımcısı Şensin 310
İman Gömleğinin İşığı 314
Makam-ı Mahmûd’un Özellikleri 318
Üçler, Yediler, Kırklar 320
Soyu Sopu Hanef Dini Üzeredir 324
Onu Hakikatinin Nurundan Yarattın 326
Senin Yanında En Rağbetli Odur 329
O Fazilet Her Faziletin Aslı ve Hakikatidir 331
Hayran Kalmış Dili Damağı Kurumuştur 333
Hz. Muhammed Senin Kutsal Sırların Arasındadır 337
Üç yüz altmış Güzel Ahlâk ve Hz. Ebû Bekir 339
Rabbin Sevgilisi Hakk’ın Sevdiği 342
Nur Denizi Hz. Muhammed 345
En Güzel Kokulardan Daha Güzel Bir Koku 347
Hz. Muhammed Mevcûd Olan Her Yaratılmışın Aslıdır 351
Ebediyete ve Acirc;it Her Şeyin Sonu ve ve Acirc;hiri 355
Onun Lisanı "Kelam-ı Kadîm"dir 359
Haccın Menâsiki 360
Allah'ım Sen Her şeyi Ona Verdin 363
Şiddetli Hastalıklar Gamlar Kederler Def Olur 370
Annesinden Doğduğu Hâl Üzeredir 372
Nida Edip Bağırır Çağırırlar 377
İman Beş Duyu ile Bilinmeyen "Gâibe"dir 378
Haynn Bereketin Çok Oldu 385
Ya Rabbi! Ey Allah'ımız 387
Evliyâlar Muhafaza Edilmişlerdir 390
İtikadımızı Şek Şüphe ve Endişeden Temizlemek 394
Tarikata Mensup Topluluk Öyle Bir Topluluk ki 396
Ey Darda Kalmışların Sığınağı ve Koruyucusu 400
Müminlerin Anneleri 404
Nimetlendirir Faziletlendirirsin 407
Her Canlının Hayat Yoldaşı 410
Ya Rabbi Ben Müslümanlardanım 412
Selâmet, Kerâmet ve Ziyâfet Evine Girdir 414
Doğruluk Makamı Cenab-ı Hakk’ın Zât’inin Makamıdır 417
Ru'yetini Görmemizi İstiyoruz 418
Dua ve Yakarış 420
Selâm Nedir 425
Selâm Ehl-i Cennetin Birbirine İkrâmıdır 429

Benzer Ürünler
Çerez Kullanımı

Wir verwenden Cookies, um Inhalte und Anzeigen zu personalisieren, Funktionen für soziale Medien anbieten zu können und die Zugriffe auf unserer Website zu analysieren. Außerdem geben wir Informationen zu Ihrer Verwendung unserer Website an unsere Partner für soziale Medien, Werbung und Analysen weiter. Unsere Partner führen diese Informationen möglicherweise mit weiteren Daten zusammen, die Sie ihnen bereit gestellt haben oder die sie im Rahmen Ihrer Nutzung der Dienste gesammelt haben. Ihre Einwilligung zur Cookie-Nutzung können Sie jederzeit wieder in der Datenschutzerklärung widerrufen.